Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2014 Pazartesi

HZ. ADEM'İN ÇOCUKLARI EVLENDİ Mİ?





Hz. Ademi şahsi manevi değil de bir fert gibi alırsanız, bunu da Kur’an a giydirirseniz     Kur’an böyle bir şey söylemediği halde, Tevrat’ın söylediğini Kur’an a giydirirseniz ondan sonra Ademin kızı ile Adem’in oğlunu everirsiniz, başka çareniz de yok zaten. Bizimki de böyle gözünüze bakar, yani nasıl oluyor yani, ensestmi oluyor falan. Siz de bir şey diyemezsiniz.

Kur’an da Adem; Ademoğlu, Ademoğlu Adem yerine kullanılır. Kapı gibi delili de Araf/11 ayetidir. Açıkça;

Ve lekad hâlâknaküm sümme savvernaküm sümme kulna lil melaiketiscüdu (leküm değil) liAdem. (A’raf/11)

Sizi biz yarattık, sizi tasvir ettik, suret giydirdik size. Sizi, size. Ve sonra meleklere dedik ki Adem’e secde edin. (Siz, siz, Adem. -  Adem, siz ,siz.) (Siz Adem, Adem siz.) Anlaşıldı mı? Anlaşılmadı mı? Bırak dağınık kalsın o zaman. Anlayanlar anlamayanlara anlatsınlar.

Araf/11. ayeti daha ben ne yapayım, veriyorum. Kur’an Adem’den bir fertten bahseder gibi etmez. Onun için işte inna halaknâküm min zekerin ve ünsâ. (Hucurat/13) oradaki zeker ve ünsa yı Adem’e ve Havva’ya nispet etmek bir yorumdur, sadece bir yorum. O yorumun çok daha farklı yorumları da mümkindir, hepsi de birbirine eşdeğerdir.

Dolayısıyla bu manada artık Kur’an ın ne dediğini ve ne demek istediğini anlamak için ciddi manada keşif lazım, inkişaf lazım bu manada. Onun için bakınız ben A’raf/11. ayetini Adem;Ademoğlu. Ademoğlu; Adem manasında kullanılmıştır. Kapı gibi delili de oradadır diyorum.

O zaman Adem’in kızıyla oğlunu evlendirmeye gerek yok, Ademler olabilir, bir çok Adem. Aynı anda bir çok Adem yer yüzünün farklı taraflarında çıkmış olabilir, mümkindir. Yani rabbimiz beşere ruh üfledi ve beşer Adem oldu. Adem olmadan evvel beşler vardı, zaten var. Çünkü İnsan suresinin  ilk ayetinde diyor.
Hel eta alel'İnsani hıynün mined Dehri lem yekün şey'en mezkûra. (İnsan/1) İnsan üzerinden insanlaşıncaya kadar hiçbir şey olarak anılmaya değmeyen varlık olarak geçirdiği çok uzun bir süre olmadı mı bir süreç olmadı mı. ve ce'alna minelMai külle şey'in hayy. (Enbiya/30) biz her canlıyı sudan yarattık, insan da dahil buna. Ama asıl insan suresinin ilk ayetinde ki Hel eta alel'İnsani hıynün mined Dehri lem yekün şey'en mezkûra. İnna halaknel'İnsane min nutfetin emşâc. (2) Asıl insan suresinin 2. ayetinde sır İnna halaknel'İnsane min nutfetin emşâc Adem de bu nutfeye girer mi girmez mi.

Yine bir başka yerde halaknel’insane min nutfe; el insan; Orada ki lâmı tarif cins içindir, cinsin tüm unsurları içine girer. Arap dilinde böyledir. El İnsan’a Adem de dahil mi değil mi. Adem de dahilse Adem de nutfeden mi değil mi? Dahil, dahil olmadığına dair bir delil olması lazım. Dil ortada El insan cinsin tamamını içerir o zaman Adem de nutfeden. Öyle olması da olması lazım zaten.

Dolayısıyla çözüldü sandığımız bir çok problem çözülmemiş görüyorsunuz. Daha çok ekmek yememiz lazım, çalışmamız lazım. Onun için Kur’an ımız öyle bereketli ki metni bir kez iner manası sonsuz kez iner ve bizden gayret bekler kendisini anlamamız için. Onun için Efela yetedebberunel Kur'an. (Nisa/82) Kur’an üzerinde derin düşünmüyorlar mı emri sadece birinci nesle değildir tüm nesilleredir, hepimizedir. 

Mustafa İslamoğlu.

3 Mayıs 2008 Cumartesi

ÇOCUKLARDAN SAYGI BEKLENTİSİ

Herkes gibi ben de çocuklarımızı çok seviyor ve onların her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünüyorum. Ama öyle olduğu halde benimde bir baba olarak beklentilerim de yok değil. Herhalde bu istek insanoğlunun yaratıldığı ilk günden itibaren geçerliydi.
İnsanların bir arada huzur içinde yaşayabilmesi için mutlaka hiyerarşik bir düzen olması gerektiği kanısındayım. Bugün bu yapı bozulduğu, hatta olmadığı için sorunlarla boğuşuyor, iletişim kuramıyoruz. Yaşamın huzurlu, düzenli, disiplinli olması; insanların görev ve sorumluluklarını bilmesiyle doğru orantılıdır.
Peki bu nasıl sağlanacak; insanlar kendiliğinden bu yetenekle doğmuyorlar. Hayvanlardaki gibi genetik yapılarında programlanmış değil, ancak terbiye ve eğitimle yaşam sistemleri oluşturulması gerekiyor. Eskiden bu işi Din kavramı ile hallediyorlarmış. Birlikte yaşamak suretiyle nesillerin birbiri ile kaynaşması, iletişimi, örf ve adetler fiilen yaşanarak öğreniliyormuş. Konumunu rahat benimseyebilmesi için de dini eğitim çok küçük yaşlarda başlarmış. Yani Çocuk zihninde henüz neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendi başına öğrenmeye başlamadan, ana baba, aile büyükleri, ve hocalar tarafından öğretilirmiş. Çocuklardan hangi davranışlar bekleniyorsa onu sergilemesi için alt yapı hazırlanırmış. Herkesin hiyerarşik yapılanmada konumunu bu şekilde oluşmasına çalışılırmış.
Araştırmalarımda en açık şekilde İ.Gazali Hz. in bu konuya eğildiğini, hatta Misbah-ül Necah adında bir kitap bile yazdığını gördüm. O zamanın düşüncesine göre Bir çocuğun Ana babasına karşı görevleri bölümünü paylaşmak istedim. Hangimiz çocuklarımızdan aşağıdaki davranışları göstermesini istemeyiz ki. Bazen o zamanda yaşayanlar daha mı şanslıydı acaba dediğim oluyor.
1 – İnsan her zaman ana babasının sözünü dinlemeli.
2 – Ne zaman olursa olsun ayağa kalktıklarında kendisi de ayağa kalkmalı.
3 – Yolda yürürlerken onların önüne geçip yürümemeli.
4 - Ana baba konuşurken sözlerini kesmemeli, onların sesinden daha yüksek sesle konuşmamalı.
5 – Çağırdıkları zaman çağrılarına hemen koşmalı.
6 – Onların gönüllerini hoş edip rızalarını kazanmaya önem vermeli.
7 – Huzurlarında dururken mütevazi olmalı ve bunu her haliyle onlara belli etmeli.
8 – Ana babasına başarıyla yaptığı hizmetleri sayıp sayıp başlarına kakmamalı.
9 - Ana babaya sevgi ve okşayıcı tarzda bakmak icap ettiğinden onları hafif görmemeli.
10- Yüz yüze konuşurken kaş çatarak, gözlerini büzerek asık yüz göstermemeli.
11- Ana babanın müsaadesi olmadan başka bir diyara göç edip gitmemeli.
Çocuklarımızdan normal olarak çok şey bekliyoruz. Onlar bizim geleceğimiz. Ama maalesef onları gereği gibi yetiştiremiyoruz. Bilgisayarımızı kurarken bile gerek donanım, gerek yazılım olarak en iyi, en güvenli olanları seçiyoruz. Peryodik olarak kontrol ediyor güncellemesini yapıyoruz. Sıra çocuklarımıza gelince karnını doyuruyor, sırtını giydiriyor, en iyi okullara gönderiyor ceplerini dolduruyoruz ve her şeyi yaptığımızı düşünüyoruz. Ama onlardan öğretilmeyen gerçek doğruları bilmesini, sevgi ve saygı göstermesini bekliyoruz. Bulamayınca da suçu zamana yüklüyoruz. Sizce haklı mıyız?.Herşey gönlünüzce olsun.

ÇOCUKLARIMIZ VE ŞİDDET

Geçenlerde gazetelerden biri Ülkemizde şiddettin ürkütücü boyutlarda artışlar olduğunun tespit edildiğini verilerle açıklıyordu. Sonrada soruyordu toplumumuz nereye gidiyor diye. Bu soruyu hangimiz sormuyoruz ki. Her gün artarak süren şiddeti TV' ler de gazetelerde görmüyor muyuz. Herhalde artık kanıksadığımız için olacak sadece konuşmakla, edebiyat yapmakla yetiniyoruz. Çünkü şiddetten çıkar sağlayan çok büyük bir kesim var.
Şiddetten kim çıkar sağlar derseniz, sadece TV ye bakmanız bile yeter. Sorarsanız herkes; Deli saçması cadılı, perili dizileri, Kaynana Semralı, fıs fıs İsmailli sabah programlarını, Aldatan, aldatılan insanların salya sümük kendilerinden başkalarını suçlamalarını, erkeklere kız, kızlara erkek arayışlarını konu alan yarışmaları, kavganın, ihanetin vurup kırmanın ön planda tutulduğu yerli dizileri ile dolu ekranlardan şikayet eder ama bir türlü parmak gidip te TV yi kapatamaz. Kimse pek yerli dizi seyretmiyorum der ama yok sılaymış yok bilmem neymiş dizileri reyting rekorları kırar. Peki hangisi yaşamak istediğimiz bir hayatı anlatıyor? İnsan özlem duyduğu şeyin peşinden gider, onayladığı kendine uygun gördüğü ortamlarda bulunur değil mi. Peki o zaman bu çelişki neden. Uzun zamandır bununla kafa yoruyorum.
Mahalli bir gazetemizde bir röportaj yayınlanmıştı. ABD.li Çocuk gelişim uzmanı DeGaetano, Çocuklarımızın 2 boyutlu ekrana mahkum ettiğimiz için şiddete yönelik davranış bozuklukları, Hiper aktivite, öğrenme yetersizliği, otizm ve bunun gibi birçok şeye ekranların sebep olduğu tespitini yapıyordu. Bilgisayar oyunlarında şiddet içeren oyunlarda çocuk içgüdüsel olarak kendini öldüren kişilikle, katille özdeşleştirdiğini, böylece şefkat duygusundan yoksun empati yeteneği sıfır birer potansiyel katil olarak yetiştiklerini anlatıyordu.
TV lerdeki haber programlarında aynı şiddet olayını tekrar tekrar izleyen 6 yaşındaki bir çocuk, olayın tek bir olay değil, birçok olay gibi algılayıp ona göre etkilendiğini tespit ettiklerinin altını çizen uzman, normal bir çocuğun oyuncaklarıyla oynarken kendi kendine konuştuğu, güldüğü duygusal tepkilerinin bu şekilde gelişebildiği halde, ekran karşısında tamamen sessiz ve sabit kalıp uzun zaman geçiren çocuklarımız abur cubur yiyeceklere alışarak obeziteye yakalandığını, ABD de % 800 lere varan artışlar olayın ne kadar vahim olduğunu ortaya koyduğunu anlatıyordu.
Şiddet olayına geri dönersek, sanırım itiraf etmesek te içten içe negatif, hırçın, kavgacı, saldırgan yaşamayı sevmeye başladık. Çünkü engellemiyoruz. engelleyemiyoruz. Dilimiz tam tersini söylese de davranışlarımız böyle negatif davranışları ödüllendiriyor. Bu tıpkı pornoya lanet okuyan birinin, evinde porno CD koleksiyonu bulunmasına benziyor. Toplum olarak iki yüzlü davranıyoruz. Sabah TV programları ve reytingler bunun ispatı.
Ben bu tespiti yaptıktan sonra artık insanların ne söylediğine değil, ne yaptığını izler oldum. Kendim dahil artık kimsenin sözüne inanmıyorum. Yorumlarına inanmıyorum. Kimseye karışmıyorum. İyi ki emekliyim evden dışarıda çıkmıyorum.
Herkese sevgi ve saygılar.