Ramazan sohbeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan sohbeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2010 Çarşamba

RAMAZAN NEYMİŞ?

Gelin bugün sizle ramazandan bahsedelim,
Neden mübarek bu ay isterseniz bilelim.

Biliyor musunuz, doğum ayıdır Kur’an ın.
Ramazan’ı mübarek kılan Kur’an inanın. (1)

Birleşip, kaynaşmanın barışıp sarılmanın,
Eşi, benzeri yoktur inanın ramazanın.

Hele bir ibadeti var ki oruç diyoruz, (2)
Açlık sanma aslında ruhu doyuruyoruz,

Kur’ana koş hemen, onu anlamaya çalış,
Allah’ı tanımaya onu bilmeye çalış.

Kur’an müthiş bir kitaptır, her şey onda vardır,
Yalnız her cevaba, sorusu olan ulaşır.

Anlamadan okumanın bir yararı yoktur,
İnsana vereceği sadece yorgunluktur.

Ramazan barışın ayıdır inanan için, (1)
Kalpler sevgiyle dolup taşar muhabbet için.

Ramazan terbiye ayıdır, hem de disiplin,(1)
Nefse gem vurulacaktır insan olmak için.

Ramazan ahlak öğretir inanan insana,(1)
Çünkü sorumludur insan, nefsine, Allah’a,

Ramazan sorgu ayıdır, insanın kendini,(1)
Düzenler iyi ve doğruya amellerini.

Ramazan rahmet ayı, şefkat ve esirgeme, (1)
Allah’a kul olmuyorsan, olacaksın kime,

Kul olmak denilen şey köle olmak değildir,
Yaratan Allah’a gönüllü teslimiyettir.

Ramazan sabır ayıdır tüm kötülüklere,(1)
Nefsinin istediği, zarar veren her şeye.


Ramazan bir iç zenginliktir insan olana,
Arınma ve teksiyedir bilirsen ruhuna.(1)


Ramazan bir okuldur, nefis alır eğitim,(1)
Eğitmen gerek onu, yoksa olursun teslim.


Nefse teslim olmaksa, çıkmaktır insanlıktan,
Farkımı kalır artık diğer tüm hayvanattan.


Nefsin olduğu gibi malında kiri vardır,
Bunun ilacını istersen fitre, zekattır. (3)

İnsan başıboş varlık değildir inan bana,(4)
Her şeye bir düzen koyan, koymaz mı insana.


Dua edersen Allah’a, O icabet eder,
Şimdi o davet ediyor seni bak, haydi gel.


(1) - “O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi…. (Bakara/185)


(2) – “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.(Bakara/183)

(3) – “Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşımayanların durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir.” (Cuma/5)

“Nice namaz kılanlar vardır ki, onların namazdan nasîbi, yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.” (Hadis - Nesâî)


(4) – “Onların mallarından sadaka al ki, onunla kendilerini temizlersin, tertemiz edersin….” Tevbe/103

(5) – “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minun/115)

Ahmet Akar (05.09.2010)

9 Eylül 2008 Salı

ORUCU KORUYUP KOLAYLAŞTIRALIM

Ramazana hayırlısı ile kavuştuk şükür. Şimdi Müslümanlar arasında hoş bir telaş başlamıştır. İftar sofraları için hazırlıklar, sahur için hazırlıklar, iftara çağrılacaklar, potansiyel çağırabilecekler için hazırlıklar. Teravihe gidilecek cami veya geçici mescitler için, mukabele, kuran okuma toplantıları için hazırlıklar, planlamalar. Sağlıklı ve kesintisiz tutulabilmesi için motivasyon telkinleri, Ramazan ve bayram için ev temizliği, giysiler vs. vs. Bunlar Ramazan ayının hoş gelen telaşlarıdır.
Benim en çok üzerinde durduğum ise tüm bu hazırlıklardan ziyade oruç ibadetidir. Kolay değil 20 saate yakın, bu sıcaklarda aç susuz kalmak, bu haliyle de işini aksatmamak, bu yetmiyormuş gibi insanlarla olan ilişkilerinde yumuşak olmak, incitici olmamak öyle söylendiği gibi kolay şeyler değildir. Tüm bunları yapabilmek için gerçek, saf bir inanç, ve mangal gibi de yürek gerekir.
Bu ramazanda oruç tutmak niyetinde olanları korkutmak için yazmadım bunları. Bu zorluklar inancı zayıf, veya inanmayanlar için geçerlidir. Yoksa Ramazan kolaylık ve bereket ayıdır. İslam’da zorluk yoktur. İnanan için kolaydır. Çünkü Allah onun kolaylığını da vermiştir.(1) Ancak kolaylaştırmak için verilen ruhsatlar, herkesin dilediği gibi davranması demek değildir.
Hani o iftarda ve sahurda aç kalacağımızdan korkup tıka basa yemeye çalışıyoruz ya , aslında gerçeği bilmediğimiz için yapıyoruz. Niyet dediğimiz faktör, beynin kendisine bağlı tüm birimlere talimat vermesini sağlar. Beklenti olmayınca yiyecek, içecek eksikliğinde alarm verilmeyeceği anlamına gelir. Yani, beden niyet unsuru ile kendini her türlü şarta hazırlayabilir, gereken önlemini de alır.
Bir hikaye vardır. Padişah bir gün hekimini çağırıp sorar;
- Bir günde ne kadar yemek yemeli?
Hekim cevap verir.
- Yüz dirhem yetişir. (Yaklaşık 320 gr.)
Padişah kızmış.
- Bu kadarcık bir şey ne kuvvet verir bre hekim? Deyince,
- Bu kadar yiyecek seni taşır padişahım. Bundan fazlasını ise sen taşırsın. Yani bu kadar yiyecek seni ayakta tutar. Buna sen ne eklersen onun hamalı olursun. Cevabını vermiş hekim.(2)
Bizim oruç ve açlık hakkında düşüncelerimiz de Padişahın düşüncelerinden farksız olmadığı için yemek yerken aşırıya gidiyoruz. Bu yanlış. Üstelik çok fazla yediğimiz için alışkın olmayan mide de ekşime yapıyor, gaz yapıyor daha fazla rahatsızlık veriyor.
Oruca niyet çok etkilidir. Mümkünse sesli olarak hatta odaklaşmayı sağlamak için kısa bir dua (mesela Rabbena Atina..), yahut bir ayet( mesela 3 ihlas), veyahut bir salavat okuduktan sonra yapmayı adet haline getirirseniz çok daha yüksek motivasyon sağlar.
Zorunlu değilseniz insanlarla bir arada olmaktan kaçının, mümkün olduğu kadar az konuşun. Zorunlu kaldığınızda kısa cevaplarla geçiştirin.
Kendinizi biraz sinirli, kırıcı, sıkıntılı buluyorsanız (Bu sigara, içki nedeniyle de olabilir, iş şartları nedeniyle de, psikolojik olarak ta. Sebep önemli değil.) fısıltı halinde; “Halim Allah, Selim Allah” kelimelerini dilinizden düşürmeyin.
İnancınızı, inandıklarınızı sorgulamaktan, cevap aramaktan çekinmeyin. RAMAZAN AYININ ÖZELLİĞİ, İNSAN BEYNİNİN ALGILAMA, KAVRAMA, AYDINLANMA KONULARINDA EN UYGUN ZAMAN BİRİMİ OLMASIDIR. Şunu iyi biliniz, sorgulamak ve araştırmak tefekkür demektir. Bir saatlik tefekkür, bir yıllık nafile ibadetten daha faydalı olduğu bizzat Resulallah tarafından bildirilmiştir.
Namaz ibadetine, bilhassa farz namazlara çok önem verin. Hiç namaz kılmıyorsanız ne olur, bir vakit olsun, hatta sadece sabah namazı olsun kılın. Bir vakit farz namazını yerine getirmenin, ömür boyu teravih namazı kılmaktan daha fazla getirisi vardır.(2) Müslüman olmamızın tescilidir namaz.(hadis) Başlangıç olarak bir vakitte olsa yerine getirin. Mahalle muhtarlığına bile kaydınızı yaptırmadığınızda ikamet belgesi çıkaramazsınız. Hüviyet belgesini göstermediğinizde kimseyi inandıramazsınız. İşte namaz da Müslüman’ın tescil belgesi gibidir. Gerçekten samimi iseniz Allah size gereken genişliği verecektir inanın. Aksi halde kendinizden başka kimseyi kandırmış olmazsınız.
Gerekli kitaplara veya internete yakınsanız Allahın isimlerinin manâlarını öğrenin, kendinizde hangi özelliğin az olduğunu düşünüyorsanız o ismi çok tekrarlayın. Mesela iradeniz zayıfsa ve sigarayı bırakmak istiyor, bırakamıyorsanız, “Mürid Allah, Kudüs Allah” isimlerini sabahtan akşama kadar işte, gezerken otobüste, fısıltı şeklinde tekrarlayın. Bir süre sonra bırakmanın ne kadar kolay hale geleceğini göreceksiniz. Okuduğunuzu anlamakta zorlanıyorsanız; “Alim Allah”, akılda tutmakta zorlanıyorsanız, “Hayy Allah, Kayyum Allah” zikirleri gibi. Bunlarda inanmak, yahut inanmamak önemli değildir. Herhangi bir ön şartta gerekmez. Bunlar beyin jimnastiğidir, Su içmek gibidir. İnanan da inanmayan da suyu içince kanar. (4)
Kuran okumayı, meal okumayı istiyor ama zaman ve imkan bulamıyorsanız artık o da kolay. Bir bilgisayara yakındanız, yahut bir mp3 çalar temin ederek internetten indirip kulaklığınızı takıp dinleme şeklinde bu ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Dinlerken diğer işinizi de yapabilirsiniz. Merak etmeyin insan beyni yedi değişik konuyu aynı anda algılayabilecek kapasitede yaratılmıştır. Siz dinlediğinizi unutmuş, hatırlamıyor olabilirsiniz ama beyin onu kayda almıştır. Gerektiğinde size onu sunar inanın. Küçük bir mp3 player’a yükleyip yürürken otobüste, yemek yerken dinleyebilirsiniz. Mesela Kuranın Arapça haliyle İlhan Tok hatim mp3 benim favori dinletimdir. (5). Yine Elmalının Kuran mealini dinleti olarak isterseniz o da mevcut. (6)
Herkes zamanın ahır zaman olduğunda aynı görüşte olduğunu varsayıyorum, böyle olunca her an her şey olabilir diyerek ölüm ötesi hayatınız için her fırsatı değerlendirin. Pişman olmazsınız.
Oruç tutmanın sadece aç, susuz kalmak, gündüz cinsel ilişkide bulunmamaktan ibaret olmadığını, dedikodu gıybetin de en az onlar kadar önemli olduğunu unutmayın. İnsanlar hakkında, ya iyi yönlerini konuşun, yahut susun. Unutmuş, duyduğunda üzüleceği bir şey konuşmuşsanız, hemen içinizden pişmanlık tövbesi edin. Kendinizi cezalandırın. (İ.Gazali Hz. Yöntemi). Mesela hakkında kötü konuştuğunuz kişinin adına fakire sadaka verin. Unutmayın konuştuğunuz özellik o kişide olsa bile, yapılan şey gıybettir. Yoksa iftira demektir ki o daha kötüdür.
Yolda yürürken elden geldiğince başınızı kaldırmayın. Dikkatinizin farklı yönlere gitmesini engellemiş olursunuz.
Size yapılan müdahale ve tacizler karşısında sakın gurur yapmayın. Cevap bile vermeyin. La havle ve lâ kuvvete deyip arkanızı dönüp gidin.(Hadis) Unutmayın tüm bunlar, orucunuzdan bir fayda sağlamamanız için şeytanın önayak olduğu tacizlerdir. Muhatap olmayın.
Yanlışlığını görseniz bile kimseye müdahale etmeyin. Ancak bir insan sizden yardım ister, soru sorarsa detayına girmeden kısaca bildiğiniz kadarıyla cevaplayın. Bilmiyorsanız, bilmiyorum deyin. Unutmayın siz peygamber değilsiniz. Sizin sorumluluğunuz kendiniz ve mes'ul olduklarınızdır.
İnançlara muhalif konuların konuşulduğu konuşulduğu gruplara, toplantılara zorunlu değilseniz katılmayın. Yalnız kalmaya çalışın. Daha huzurlu olursunuz.(hadis)
Benim aklıma gelen ve uygulayıp faydasını gördüğüm davranışları yazmaya çalıştım. Umarım okuyanlar da uygulayıp faydasını görürler.
Ramazanın herkese sağlık, esenlik, huzur ve mutluluk getirmesini dilerim.
Her şey gönlünüzce olsun
Not;
1 - Bakara/185, İnşirah/5)
2 – Gülistan – Sadi (1213-1292)
3 – Ş.Abdülkadir Geylani Hz.

4 – Dua ve zikir Ahmed Hulusi.
5 -
http://www.hasenat.net/ilhantok.htm Kuran Arapça hatim
6 -
http://www.ankebut.net/9999, 1748, Kuran-i-Kerim-Sesli-Meal-Yusuf-Ziya-Ozkan-PC-CDROM.html Sesli meal hatim.

2 Eylül 2008 Salı

RAMAZAN SOHBETLERİ

Ramazanın yaklaşması ile birlikte hemen her alanda hummalı bir hazırlık görülüyor. Müslüman olup oruç tutacak olanlar şimdiden kendilerini motive etmeye, esnaf Ramazan nedeniyle talep edilecek malları temine, basın daha fazla tiraj için dini yayınlar, programlar yapma hazırlığında.
Ramazanda ben de kendimce ne yapabilirim diye düşündüm. Sonunda sohbet şeklinde kısa bloglar yazmaya karar verdim. İnşallah seçtiğim konularda hem bilgilerimizi paylaşmış olmayı, hem de okuyan arkadaşlarımın sohbete katılarak yazacağı yorum katkılarıyla hep birlikte Ramazanın feyzinden, bereketinden faydalanmayı umuyorum.
Konular, her zaman iç içe olduğumuz kavramlardan oluşacaktır. Çoğunu zaten biliyor olacaksınız. Zaten amaçta bilgileri tazelemek değil mi?
Ramazanın önemi; Kuranın indirildiği ay olması, oruç ayı olması, Rahmet ve mağfiret ayı olması hasebiyle çok büyüktür. Bu ay tutulması farz olan Oruç ibadeti hakkında ki bilgileri yazmıştım. Dileyen inceleyebilir. (1)
Bir hususu özellikle belirtmekte yarar görüyorum. İbadet dediğimiz çalışmalar tamamen kendi menfaatlerimiz, ihtiyaçlarımız için önerilmiş çalışmalardır. Allahın bunlara bir ihtiyacı yoktur. Namaz hariç tüm ibadet çalışmaları bu dünya yaşamında beyin ve bedensel sağlığımız için asgari düzeyde zorunlu çalışmalardır.
Mesela Oruç, bedenin günlük enerji tüketimini asgariye indirerek beynimizin daha rahat ve güçlü bir şekilde çalışmasını temin ve bedenin de sıhhati için bakıma alınması amacına yöneliktir.
Mesela Zekat, sahip olunan maddi varlığın fazlası üzerinden paylaşılarak toplumdaki bireylerin huzur ve güveni arttırma amacıyladır. Duymuşsunuzdur, bir kişi hakkında başkasının yaptığı duayı Allah geri çevirmez derler. Özel istek dualarında bile önce fakire sadaka, tanıdıklara hediyeler verip, peşinden de namaz kılarak ve sabırla yapılmasını önerilir.
Mesela Hacc, Dünyayı kuşatan pozitif ley hatlarının kesiştiği nokta olan Kabe ve Arafat bölgesi, yıldız konumları itibarıyla da yayınımı en yüksek seviyeye çıktığı bir zamanda, o bölgede bulunanların ruhlarına daha önce işlemiş günah dediğimiz negatif enerjinin deşarjını sağlama amacıyladır.
Mesela Kelime-i şahadet, İnanan bir insan için kesin doğrunun Allaha inanmak, Resulünün onun tarafından özel olarak görevlendirilmiş olduğunu kalp ve dille ifade etmek demektir. Bir bilim adamı laboratuarda bizzat deneyip ispatlayarak edindiği bilgiyi nasıl kesin doğru olarak benimsiyor ve güveniyorsa, İnanan kişide artık Kuran ve Resulünün verdiği bilgileri ve önerilerini aynı şekilde benimsemiş olduğunu, güvendiğini idrak etmesi, beyanı demektir.
Mesela namaz ki en önemli ibadet çalışmasıdır. Çünkü her iki alem içinde vazgeçilmez önemde bir ibadettir. Dünyada yapılan her çalışmanın getirilerinin ruh- bilincimize yüklenebilmesi ancak bu yolla mümkündür. Namaz çalışmasını yerine getirmediğiniz takdirde ne kadar iyilik yapmış olursanız olun, getirisini ancak bu dünyada elde edebilir, kullanabilirsiniz. Ölüm ötesi alemde mahrum kalırsınız. Bir örnekle açıklamak gerekirse; Namaz kılarsanız ahiret boyutunda 30 – 35 yaşında sağlıklı, güçlü bir insan gibi yaşamayı, veya kılmazsanız aynı yaşlarda ama yatalak, kötürüm, ölümcül derecede hastalıklı yaşamayı seçmek gibidir.
Mesela zikir, kelime ve cümle tekrarları yöntemleriyle beynin belli bölgelerine müdahale etmek, ihtiyaç duyulan merkezlere ek enerji yüklemek amacına yöneliktir.
Mesela abdest, vücudun dışa açık kısımlarını ıslatarak derinin osmoz yolu ile ek enerji üreterek beynin enerji ihtiyacını rahatlatma amacını güder. Çünkü beyin vücudumuzun en fazla enerjiye ihtiyacı olan ve tüketen bölümüdür Sadece temizlik amacı olsaydı teyemmüm nasıl açıklanabilirdi. Çünkü teyemmüm taşa toprağa dokunmaktır. Bu şekilde hiç değilse bedendeki negatif enerji fazlalığının deşarjını sağlar. Hatta ölünün yıkama nedeni de Ruh hemen bedenden ayrılmadığı yaklaşık 2 – 3 gün irtibatı devam ettiği için bir müddet daha vücutta az da olsa enerjinin olmasını sağlamaya yöneliktir.
Söylemeye çalıştığım İslam dininin önerdiği her ibadet çalışmasının bir nedeni, bir getirisi vardır. Fakat aynı şekilde de İslam’ın yasakladığı hareketlerde bulunmanın da bir nedeni ve bir götürüsü vardır. İbadet çalışmalarının yapıldığı halde Yasaklardan sakınılmadığı bir yaşam türü; Kuran tabiri ile kişiye yük olan, işe yaramayan, yorgunluk yaratan anlayıştır. (3) Hani derler ya elekle su taşımaya benzer.
Unutulmaması ve kabul edilmesi şart olan şey; Her iki yaşamda da duygusallık yoktur. Ne kadar, neyi doğru olarak yapılıyorsa onun faydasını, ne kadar, neyi yanlış yapılıyorsa onun da zararını mutlaka görüleceğidir. Bu konuda, bilmiyordum, öğretmediler, bulamadım, yapacaktım, özür dilerim gibi mazeretler yoktur. Ahiret boyutuna geçtikten sonra artık telafi etme şansı da yoktur. Çünkü geri dönüp yararlı işler yapma sözünün geçersiz olduğunu yine Kuran açıklıyor.(2).
İşte Ramazan sohbetleri adı altında Ramazanın feyzini, onun huzur verici aydınlığını hissetmek, hissettirmek istiyorum. Sizlerde katılırsanız minnettar olurum.
Her şey gönlünüzce olsun.

(1) http://ekabir.blogcu.com/oruc-ibadeti_4316335.html

(2) Nihayet her birine ölüm geldiği vakit diyecek ki; Rabbim döndür. Döndür beni döndür. Belki ben o bıraktığında(Dünya da) Salih bir amel işlerim. Hayır. Hayır. O boş bir kelimedir ki onu o söyler. Önlerinden ise bir berzah(Perde) vardır. Ta.! ba’s olacakları (Diriltilecekleri) güne kadar….. (Mü’minûn 99/100)
(3) Namazlarını ciddiye almayanlar..(Maun/5) Nice ibadetlerle meşgul olanlar vardır ki, ellerinde kalan sadece yorgunluk ve uykusuzluktur. (İbn-i Mace, Darimî, Nesaî, Ahmed) ...