14 Mayıs 2008 Çarşamba

HUY – MİZAÇ – KARAKTER – 1 –

Huy karakter dediğimizde genelde insanın dışa karşı kurduğu ilişkilerde gösterdiği tepki ve davranış biçimi olarak algılarız. Ben burada Cloninger’ in biyogenetik yönünü vurgulayarak, dört boyutlu ve üç boyutlu psikobiyolojik kişilik huy ve karakter tanımlamalarına veya psikoloji bilimlerinin kişilik ve kişilik bozuklukları ile ilgili kuramlarına girmeyeceğim. Hem onları, hem de dini tanımlardan okuduklarımdan anladığım huy ve kişilik oluşumları, nedenleri ve etkilenmelerini yazmaya çalışacağım. Baştan söyleyeyim ben bilim adamı değilim. İyi bir okuyucu, araştırıcı olmaya, kendimi ikna edecek doğru bilgileri temin etmeye gayret ediyorum. Sonuçlandırabildiklerimi de sizlerle paylaşmaya çalışıyorum.
Huy ve karakter tanımlarına girmeden önce bilmemiz gereken ek bilgiler var. Önce evreni ve onun oluşumunu bilmemiz, sonra insanın oluşumu, meydana gelme aşamalarını öğrenmemiz gerekiyor. Çok önemli olduğu için Evrensel yaşamın sürekliliğini, biz insanlarında bilinç olarak ölümsüz olmamızı, bir sonraki yaşam formunun öncekilerin devamı şeklinde oluştuğunun akıllarda kalmasını istiyorum. Bunun içinde evrensel yaşam konusunu sık sık tekrarlayacağım. Hoş görün.
Evren dediğimiz yani bizim ister beş duyumuz ile ister aletlerimizle ister henüz tam olarak ispatlanmamış teoriler ışığında bildiğimiz gerçek; Farklı Enerji frekans kökenli çeşitlilik içeren holografik bir özellik gösteren Sonsuz sayıda boyut ve katmanlardan oluşan tümel bir yapıdır. Bu Dini kaynaklarda da Allah’a ait isimler diye bildiğimiz farklı mana enerjilerinin muhtelif çeşitlilik ve oranlarda bir araya gelmesi ile oluşan yapı olarak geçer.
Yaratılmış her varlık bu şekilde Allah’a ait esma dediğimiz mana enerjisinin değişik çeşit ve oranlarda bileşimi ile varlığını sürdürür.
Evrende yaşam dediğimiz şey ise boyut ve katmanlar arasında birinden diğerine geçiş şeklinde sonsuza kadar devam eden süreçtir. Hani Ölüm diyoruz ya işte o da bir dönüşümdür. Aynı kurtçuk halindeki kelebeğin, kozasının içinde değişim geçirerek kelebek haline gelmesi gibi.
Bizim yaşamımızı sürdürdüğümüz kesit, dünya gezegenler, güneş, galaksi ve tüm uzay dediğimiz, yani madde olarak algılayabildiğimiz kesittir. Atomik kökenli olup, bildiğimiz gibi o da enerji kökenlidir. Madde olarak algıladığımız her şey enerji ışınımıdır. Frekans dediğimiz şekilde, titreşim halindedir.
Çevremizdeki uydu ve gezegenler, güneş ve yıldızlar, hepsi ışınım yayar. Şiddeti oranında farklı enerji oluşumlarını etkileyerek, etki tepki dediğimiz halde her an değişim halindeki bir yapıdır. İnsan da aynı şekilde var olan ve varlığını sürdüren varlıklardan sadece biridir.
Buraya kadar e be kardeşim..! huy karakter bunun neresinde diye söylendiğinizi duyar gibiyim. Oraya da geleceğim. Ama önce bu bilgilerin bilinmesi gerekiyor. Mantıksal bir bütünlük oluşturması için gerekli.
Evet dünyamız her an bu enerji bombardımanı altındadır. Tabii kendisi de kendi şifresi çerçevesinde ışınım yaymaktadır. Sadece dünyamızı konuşursak bizimle birlikte her şey bu enerji sağanağının etkisi ile oluşmakta, şekillenmekte, değişim göstermektedir. Canlı dediğimiz insan, hayvan, bitkiler; hatta cansız dediğimiz taş toprak hava su bile orijin olarak atomik kökenli olup birbirine dönüşüm halinde yaşam sürer. Aralarından sadece biz yani insan beyin yapısı sayesinde boyut değiştirebilecek dönüşümü sağlayabilen tek varlıktır. İnsan beyni bir frekans alıcı vericisi gibi çalışır. Biyolojik olarak aldığı besinlerden elde ettiği enerjiyi farklı bir yapıya dönüştürerek yeni bir enerji kökenli yapı oluşturur.Daha yüksek bir frekansta yani bir üst boyut veya katmana uyum sağlayacak yapıya. Dinde ki bu yapının adı Ruh bedendir.
Yazı biraz uzayacak sanırım sizleri sıkmayayım. Daha sonra devam edeceğim inşallah.
Her şey gönlünüzce olsun.